28 Şubat 2014 Cuma

Dingin hava Gri birazda Kulağımda lady antebellium bağırıyor Sana ihtiyacım var diye Nerdesin bilmiyorum Kimsin, kiminlesin inan hiç bilmiyorum Kokun, tenin nasıl acaba Merak da etmiyor değilim Sana dair hicbir şey bilmiyorum Tek bildiğim sana ihtiyacım var. Ama sen öyle mukemmel olmalısın ki Yokluğunla büyütüyorsun su an beni Sen öyle mukemmel olmalısın ki Yanlış zamanda gelmiyorsun ve biz piç olmuyoruz Diğer bütün picler gibi Bizi merak ediyorum Nelere gulecegiz beraber, nelere aglayacagiz acaba Sen de benim gibi arayışta misin su an mesela? Vaktin gelsin.. Sen de gel artık bana, Özledim...
Sen beni çok sev Hemen sevme Bugün sevme Ama en son beni sev Dört duvar arasında geçen üç gün Üç ömür olsun Sen beni sev Susarim söyleyemem Ben sevemem Ama sen beni sev En son beni sev Dokundugun son ten ben olayım O çok bahşetmek istediğin torun İkimizin teninin buluşmasından olsun Gel bir güzel sev sen beni de aile olalım Bugün değil bütün günler sev.
Adam gözlerimin içine bakıyor Sevisirken vücudundan alevler fışkıran bir yaratık gibi. Kasları ve eklem yerleri çılgınca kayıyor derisinin altında, Hiç teklemeden. İçim dışım gücüyle doluyken Sevisiyoruz Cilginlar gibi sevisiyoruz İcimizdekileri olduruyoruz Ve bir şeyler doğuyor Sıcaklık yükseliyor cayır cayır bedenlerimizden Ter damlaları bacaklarımdan akarken Gücün simgesi haline getirdiğim bu erkek saçlarımı okşuyor Hırçınlığı ve şefkati tek avcun içine nasıl sığdırıyor bilmiyorum Önce bedenimi canice kullaniyor  Sonra koyu kırmızı tonlarındaki dünyam duruluyor Renkler pembelesiyor Zaman ağırlaşıyor Nefeslerimiz sevişmeye başlıyor Kalplerimizin ritmi savaşıyor Ve o kocaman "yaratik" dediğim adam Bir bebeğin yorgunluğu kadar ironik ve saçma bir hal alıyor üzerimde Bir bebek nasıl bu kadar yorgun olabilir? Bir bebek nasıl böyle bir katil olabilir? Ya da bir katil nasıl bu kadar korkak olabilir? Renkler sonuyordu, Uyuşturucu etkisi azalıyordu, Halusulasyonlar realiteye dönüşürken Dansin finali, müziğinse sadece o cılız veda tonu kalmıştı. Bir de ben kalmıştım.  İçimde anlatamadiklarimin eksikliğiyle. Kendine hesap soran, korkuyla işlenmiş ben kalmıştım. Kabullenemegim bir şey vardı.   Benim oyunumu bana nasıl bir başkası oynayabilirdi? Üstelik o, o kadar bendi ki Suclayamiyordum ve kötülük diyemiyordum yaptıklarına Başkalarından duydugum ve anlamsız gördüğüm sözleri şimdi ben kuruyorum. Devran dünya ne sikimse bu, bir şeyler dönüyor.  Bir yerden bir yere savruluyoruz. Bilinçli gördüğümüz o geçişler bile sadece birer "savruluş" Kimi zaman kaçmak istiyoruz, ayaklarımız bir çınar ağacının kökü olup inatlasiyor bizimle, Kimi zaman kalmak istiyoruz gokyuzunde ama yercekimi, orgazmdan 1 saniye önceki o çarpışmalar misali cekiyor bizi içine. Rüyalar güzeldir. Acımasız, gerceksi ve tutku doludur bazen. Ama uyanirsin ve yalnizca kısa bir süre etkisi altında kalirsin. Sonrası kahvaltı, iş, okul. Hayat öyle veya böyle seyreder. Rüyalar güzeldir.